SÜRREALİZM Bölüm 1: Dada Hareketi ve M. Duchamp

Sürrealist resim, Sembolistlerin ve hatta onlardan çok daha öne Leonardo da Vinci tarafından da benimsenmiş olan; resmin, ruhsal bir etkinlik olduğu temeline dayanmaktadır. Bu, psikanalizin de bir sonucu olarak, sürrealist ressamların ruhsal dürtülerini serbest bırakmasına ve hayal gücünü beslemesine olanak sağlamıştır.

1914- 18 savaş yılları öncesinde resim sanatında oldukça verimli bir dönem yaşanmaktaydı. Fovizm, Kübizm gibi yeni akımlar doğarken Blaue Reiter hareketi ve Art Nouveau’ nun Jugendstil’ e dönüşümü de Ekspresyonizm ‘ in yayılmasına olanak tanımıştı. Bu dönemde sadece resim sanatında değil, tiyatrodan sinemaya, heykelden mimariye kadar pek çok dalda sanatçılar gelecekte ilham alınacak eserler bırakmaktaydı.

Birinci Dünya Savaşı’ ndan sonra ise resim sanatında özellikle Dada hareketinin gelişimi görülmektedir. Dada hareketi ile birlikte sanata karşı olan görüşler bir düzene girmeye başlamış ve Dada akımının bir siyaset olduğu ilan edilemeye başlanmıştı. Büyük bir hararetle bir yandan savunulan bir yandan karşı durulan bu tartışma ortamı Sürrealizm’ in doğması ile tekrardan alevlenmeye başladı. Bu yoğun tartışmalar ise Sürrealizm’ in bugün üzerinde durulan yaklaşımlarının ve tekniklerinin oluşmasını sağlamıştır.

Dada’ nın zamanla bölünmesi ile de Sürrealizm kendini gösterebileceği ortamı elde etmekte gecikmemiştir. Deliliğe çok yakın duran bu akımın, sanat yaşamında boy göstermesi ise La Révolution Surréaliste adıyla yayımlanmaya başlayan ve dünyanın en ilginç, şaşırtıcı dergisi olarak anılan dergi ile olmuştur.

Dada’ nın parçalanmasıyla birlikte yenilik peşinde olan pek çok sanatçının işleri Sürrealizm’ in tekniğinin ve sanata yaklaşımını oluşturmuştur. Bu dönemdeki sanatçılardan birisi olan Marcel Duchamp, çalışmaları ile ironik/parodik bir yaklaşıma sahip olduğunu göstermişti. Marcel Duchamp, kavramsal sanatın ve Dadaizmin öncülerinden birisi olarak anıldığı kadar sanattaki yolculuğu çok daha yenilikçidir. Ailesinin etkisiyle gençliğinde Monet’ in izlenimci bakışıyla çalışsa da hayatının sonuna kadar izlenimciliğin kavramsal düzleminden uzaklaşamamıştır. Bu durum, sanat yaşamında karşılaştığı Fovizm, Kübizm, Sembolizm gibi pek çok akımın ve Dada ile Sürrealizm gibi avangart sanatın çatısı altında üretirken de izlenimci bakış ile hazır nesnelerle yeniden yaratma sürecinde devam etmiştir.

Belki bu yazıyı da beğenebilirsiniz :)  Bulutların Üzerinde Yolculuk Tablosu ve Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

İlk yıllarında Monet sonraları empresyonizmle kübizm arasında bir köprü olan Paul Cezanne’ den etkilenerek eserler vermiş olsa da Dadaist Francis Picabia ile tanışması kendi stilini bulmasını sağlamıştır. Onunla tanışması ile Dichamp konvansiyonel sanattan uzaklaşarak avangart sanata yaklaşmıştır.

1915 yılında Amerika’ ya gelen Duchamp sanatını bırakarak sadece satranç oynamak üzere hayatını geçirmeye karar verdiği zamana kadar bütün çalışmalarında hazır nesneleri kullandı. Bu hazır nesnelerin işlevlerini, günlük formdan çıkararak bir nevi deforme ederek başka bir “şey”e dönüştürdü. Bu çalışmalardan birisi olan L.H.O.O.Q tablosunda, Leonardo Da Vinci’ nin ünlü tablosu Mona Lisa’ nın bir reprodüksiyonuna bıyık ve sakal çizip tablonun ismi için “kızın yakıcı kalçaları var” anlamına gelen özenle seçilmiş Fransız harflerinden oluşan bir isim seçmişti. Bu çalışmayla birlikle Duchamp, bir geleneği Dadacı bir refleksle yıktığını kanıtlamış oldu. Duchamp bu çalışmalarında her zaman ikonik sanatla mücadele etmiş ve geleneksel, yerleşik estetik anlayışını yıkmaya yönelmiştir.

Bu yazıda Sürrealizme giriş için önemli gördüğüm Dada akımından ve değerleri kavramsal çalışmalara imza atan Duchamp’ tan bahsetmek istedim. 20. yüzyıl sanatına damgasını vuran Duchamp’ a ait eserler, daha sonraki yazılarda incelenecektir. O zamana kadar sanat çalışmasına satranç oynamak için son veren Duchamp’ ın eserlerine bakarak oyalanabiliriz 🙂

Görseldekiler sırasıyla:

M. Duchamp, L.H.O.O.Q (1919)

M. Duchamp, Pisuvar (1917)

M. Duchamp, Bisiklet Treni (1913)

M. Duchamp, Merdivenden İnen Çıplak (1912)

1 Comment

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: