Anıların ve Düşlerin Filmi: Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

Iain Reid’ in aynı isimli romanından uyarlanan Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum (I’m Thinking of Ending Things) filminin yönetmen ve senaristliğini yapan Amerikalı senarist, film prodüktörü, sinema ve tiyatro yönetmeni Charlie Stuart Kaufman, daha önce de Confessions of a Dangerous Mind ve Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi filmlerin senaristleri arasında da gördüğümüz başarılı bir isim. Kaufman sonraları Eternal Sunshine of the Spotless Mind filmi ile Akademi tarafından Orijinal Senaryo dalında Oscar da almıştı. Bu defa da hem senarist hem de yönetmen koltuğunda gördüğümüz Kaufman’ ın Netflix’ te yer alan filmi, Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, 2020’ nin en iyi filmleri arasına şimdiden girmeyi başardı. Yorumlardan ve eleştirilerden anladığım kadarıyla filmin çözümlemesine ihtiyaç duyanların çoğunluğunu göz önüne alıp sanat ve özellikle sinemaseverlerin dilinden düşmeyen Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum filmine geçiyorum.

Film daha ilk dakikalarda, başlangıçta Lucy adıyla tanıdığımız karakterimizin arabaya binmeden önce duyduğumuz “Cevaplanmamış tek bir soru kaldı.” diyen yaşlı erkek sesiyle bize bu sorunun ne olacağını unutma, film boyu bunu soracağım diyor. Ardından pencerede gördüğümüz yaşlı adam… Lucy kafasını kaldırıp orada biri var gibi bakıyor ancak filmin devam eden sürecinde orada birinin olamayacağını çünkü o yaşlı adamın evinin penceresinden gördüğü manzarayı fark ediyoruz. O halde o adam neden oradaymış gibi sandık? Yaşlı adamın ardından aynı yerde bu defa genç adamı görüyoruz. Bu adamlar Jack olabilir mi? Lucy arabaya bindikten sonra içinden geçirdiği düşüncelerin bir kısmını Jake’ in tamamladığına şahit olduk. Bu nasıl mümkün oluyor? Yol boyu telefonun çaldığını ve arayan olarak farklı kadın isimlerini görüyoruz. Bunun yanı sıra Jake, yanındaki kadına devamlı farklı isimlerle sesleniyor ve seslendiği isimler telefonda aranan olarak görünen isimler. Bunlar neyin ‘işareti’ olabilir?

Anıların ve düşlerin, ölümün ve yalnızlığın filmini izliyoruz. Peki, her şeyi bitirmeyi düşünüyorum, ne demek? Bu bir kararın verileceğine işaret olabilir mi? Hızlı bir geçiş yapalım, filmin son anlarına gelelim. Yaşlı adamın okuldan çıkıp arabaya bindiği ancak arabayı çalıştırmak yerine anahtarı yan tarafa koyduğu o anı hatırlayalım. Yaşlı adamın kararını verdiği ve her şeyi bitirdiği an, o an olabilir mi? Eğer öyleyse birdenbire ön plana yerleşen bu yaşlı adam kimdir? Jake’ in yaşlı hali olabilir mi? Bu adamın kim olduğunun izini arayacak olursak bir iki şey bize kim olduğunu göstermek için yeterli olacaktır. Önce Lucy arabaya binerken bir odanın penceresinin yanında gördüğümüz bu yaşlı adamın hemen ardından aynı yerde, aynı şekilde gördüğümüz genç Jake’ in olduğu sahneyi düşünürsek birbiri yerine geçen bu iki adamın aslında aynı kişi olduğunu ve o pencerenin, zihnin bir anıya açılan penceresi olduğunu düşünebiliriz. Sonra yaşlı adamın yemek yiyerek küçük bir ekrandan çizgi film izlediği odayı düşünelim. Özellikle odanın duvar kağıtlarını… Bu oda, filmin devamında Jake’ in Lucy’ i getirdiği ve çocukluğunun geçtiği evin odasıdır. Bunlar gördüğümüz yaşlı adamın Jake’ in yaşlı hali olduğunu kabul etmek için yeterli mi?

Film, ilk dakikalarından itibaren izleyicisini sembollerle dolu bir dünyaya götüreceğini gösteriyor. Filmin devam eden sürecini dikkatli şekilde izlemeye devam ettikçe fark ettiğimiz şey Jake’ in zihninde oluşumuz. Biz Jake’ in zihnini izliyoruz. Filmdeki her şey aslında yaşlanan bir zihnin yaratması. Jake’ in zihni… Jessie Buckley’ in canlandırdığı karakter aslında birden fazla isimle anılıyor filmde. Bu isimler, Jake’ in bu zamana kadar birlikte olduğu ya da hayatında önemli olan kadınların isimleri. Filmde bu nedenle olacak ki Jessie Buckley’ in canlandırdığı karakter devamlı olarak daha önce yaşadığı bir hayata sonradan dahil olmuş gibi ip uçları buluyor. Yani aslında o bir kişiyi değil, Jake’ in zihnini temsil ediyor. Araba yolculuğunun başlarını hatırlayalım: Jake pek çok yerde Lucy’ nin aklından geçenleri tamamlıyordu. Bu, Lucy’ nin, Jake’ in zihnindekilerin herhangi bir parçası olduğu düşünülürse oldukça mantıklı 😊 Jake’ in zihni, bazen lise anılarına bazen de izlediği filmlere yolculuk yapıyor. Bu sebeple filmin büyük çoğunluğunu kaplayan araba sembolünün de ne anlama geldiğini kavramamız kolaylaşıyor. Muhtemelen kendi okuduğu lisede hademelik yapan Jake, orada izlediği bir filmdeki Santa Fe Burger’ ı kendi zihni içinde, anılarında, Lucy’ i eve getirdiği bir sahnede babası ile yan yanalarken duyarız. Yine izlediği bu filmdeki kadını arabada Lucy yerine geçerken de görüyoruz. Onun yaşlılık halinde evinin penceresinden gördüğümüz salıncak da yine anılarına yerleşiyor ve biz onu araba yolculuğun başlarında görüyoruz. Buradan da, izlediğimiz zihnin pek genç olmadığını tam tersi oldukça yaşlı ve tüm parçaları birbirine karıştırmaya müsait olduğunu anlıyoruz.

Belki bu yazıyı da beğenebilirsiniz :)  Claire Denis' in Kadını-İçimizdeki Güneş

Filmin adına ve telefon aramalarına bakalım şimdi.  Her şeyi bitirmeyi düşünüyorum derken Jake neyi kastediyor olmalı? Telefondaki o yaşlı erkek sesine dönelim. Bu ses Jake’ in muhtemelen ölüme yaklaşmış oldukça yaşlı halinin sesi. Kendisini uyaran, gerçekliğe döndürmeye çalışan belki de bilinci, o ses. O telefon aramaları da aslında aynı şekilde bilincinin onu gerçekliğe döndürme çabası. Çünkü çiftlik evinde Lucy’ nin telefonu çaldığında söylediği gibi aslında ne söyleyeceğini ne için o telefonun çaldığını biliyor. Telefonu sonunda açıp aynı sesi dinledikten sonra da yüzündeki gülümsemeden, gerçeğin farkındayım ancak görmek istemiyorum diyor gibidir. Tabi, bunu diyen Lucy değil Jake’ in zihnidir. Telefondaki ses, cevaplanmamış tek bir sorunun kaldığının ve varsayımların doğru olduğunu, korktuğunu söylüyordu. Cevaplanmamış tek soru, nedir? Ölüm mü? Belki de ölümden sonrası… Öleceğini biliyor, varsayımlar doğru ve korkuyor olabilir mi? Cevaplanmamış bu tek soru cevaplandığında her şeyin sona ereceğini biliyorduk. Peki son sahnede düşündüğümüz gibi cevaplanmamış bu sorunun cevabı ölümse eğer, yaşlı adam öldüğünde filmin bitmesini buraya bağlayabilir miyiz?

Lucy ile Jake’ in birlikte Jake’ in anne babasını beklediği çiftlik evindeki sahneyi hatırlayalım. Lucy, evin, çocukken büyüdüğü evi hatırlattığını söylüyor ancak burada yaşlı zihninin Jake yaptığı bir yanlışı görüyoruz. Çünkü bunu hatırlayan Lucy değil aslında Jake’ dir. Ancak zihni yaptığı yanlışın farkına varıyor hemen sonra Lucy bir apartman dairesinde büyüdüğünü söylüyor bize. Ardından ise bodrum metaforu ile karşılaşıyoruz. Neden bodruma girilmesini istemiyor Jake? Çünkü bodrum katı aslında Jake’ in şimdiki yani yaşlı Jake olduğu halle ilişkilidir. Zihni şimdiye ait şeyleri de uzak geçmişini de orada saklıyor gibidir. Çamaşır makinesinden çıkan üniformalar, yaşlı Jake’ e aittir ve Jake gerçeğe dönmek istemiyordur.

Filmin ikinci araba yolculuğunun, ilkinden farklı olarak karanlık bir havada geçmesinin ise konuşulanlar için iyi seçilmiş bir atmosfer yarattığını kabul etmeliyiz. Bu bölümde Jake’ in iç sorgulamaları ve hep korktuğu gerçeklerle ilgili olduğunu fark ediyoruz. Bir film üzerinden tartışma şeklinde başlayan ve zamanla sadece Lucy’ nin konuşmasına dönüşen bu korkular, Jake’ in kendisini ifade etmekteki zorlanışı, zihninde kendisine üzülmesinin ötesinde acımasızca Lucy’ i konuşturması… Lucy’ i zihninin öbür yanı yapışı… Lucy gerçekleri sıralarken Jake’ in ağlamaya başlaması… Lucy, Jake’ in zihninin öbür yanıdır çünkü arabada zamandan bahsettikleri anda ölümü konuşmaktan çekinen Jake’ in trenden atlayarak buna bir son verileceğini söylediği zaman gerçekleri gören ve kabul eden zihninin öbür yanının, Lucy’ nin bunun ancak filmlerde olacağını söylemesi bunun bir kanıtı.

Filmde yani Jake’ in zihninde onun özellikle kaçtığı iki şey var: Ölüm ve evlilik. Jake bu ikisini konuşmaktan da kaçıyor. Çiftliğe ilk geldiklerinde Lucy’ in yerde gördüğü ölü koyunları hatırlayalım. Jake burada konuyu konuşmaktan kaçıyor ancak hemen ardından yine bir ölümle karşılaşıyor. Bu sefer domuzlar…Ardından annesi ve elbette köpeği unutmamalıyız. Jake tüm bu ölümlerin gerçek olduğuna inanmak istemiyor. Annesinin uyuduğunu söyleyerek sonunda evden ayrılmayı teklif ediyor.  Ayrıca evliliği konuşmaktan yani Jake’ in zihninde olduğumuzu düşünürsek evliliği hatırlamaktan kaçtığını görüyoruz. Bunu Lucy ile anne babasını beklerken Lucy’ nin lafını bölmesinden anlayabiliriz. Peki neden evliliği konuşmaktan kaçıyor. İşte burada hikâyeyi anlatması için dans sahnesine bakmak gerekli.  İzlemekten en çok keyif aldığım sahne buydu sanırım. Çünkü tüm taşlar yerine oturuyor, şüphelerim ve varsayımlarım cevap buluyordu. Biraz ayrıntıya inersek, bu dans bize ne anlatmaya çalışıyor? Ancak dansı incelemeye başlamadan hemen önce yaşlı Jake ile Lucy’ nin (onun Lucy olup olmadığından emin değiliz ancak Jake de zihnindeki bu kadınları birbirinden ayırmadığı için Lucy demek yanlış olmaz) okul koridorunda karşılaştıkları sahneye bakalım. Jake’ in zihninde olduğumuzun bir işareti daha burada veriliyor bize. Jake, Lucy’ i orada ilk gördüğü anda yaşlı adamın ağzı kımıldadan duyduğumuz bir soru vardı ve ardından Lucy’ nin sözlerinden, bu sözlerin aslında Jake’ in kendisiyle yüzleşmesi olduğuna anlayabilriz. Lucy, erkek arkadaşın nasıl biriydi sorusuna cevap olarak uzun zaman olduğunu ve artık hatırlamadığını söylüyor ayrıca “neden hatırlayayım? Hiçbir şey olmadı” diyor, anlaşılan birliktelikleri uzun sürmemiş. Yine bu sahnede o yaşlı adamın Jake olduğunu kanıtlayan bir şey daha: terlikler. Evde genç Jake’ in uzattığı terliklerle aynı ve Jake’ e ait. Lucy ona sarıldığında aslında bu kadını ne kadar özlediğini ve bazı yaşadıklarından ki biz bunları bilemiyoruz pişman olduğunu hissediyoruz. Gözleri doluyor ve Lucy ona sarıldığı için mutlu oluyor. Ancak her şey bitiyor ve birbirlerine elveda diyorlar. Şimdi dans sahnesine geliyoruz. Lucy, genç Jake ile koridorda karşı karşıya gelir ve onların gençlikleri olan halleri arkalarında gelip durur ve sonra dans etmeye başlarlar. Dansın en başında Lucy ve Jake karşılaşır, birbirlerinden etkilenir ve bir araya gelirler. Zamanla birbirlerini tanımaya başlayan bu iki kişi birbirlerine âşık olur ve daha uyumlu dans etmeye başlarlar ancak bir zaman gelir ve Lucy yalnız kalmak ister. Ancak Jake izin vermez ve evlenme teklif eder. Ardından evlenen bu iki aşık uyumla dans ederken Lucy’ i Jake’ ten ayırmaya çalışan Jake’ in işini görürüz. Jake mücadele etse de işi, Lucy ile ayrılmasına neden olur. Sahneyi temizlemek için içeri giren yaşlı Jake ise hikâyenin kendi zihni ile ilgili olduğunu göstermiş olur. Her şey onun anılarıdır. Bu anıların tamamen gerçek olduğundan ise emin değiliz, nasıl emin olabiliriz ki? Bu dansı da daha önce okul koridorunda dans ettiğini gördüğü iki öğrenciden almış olabilir. Ancak Jake, asıl önemli olanın bakış açısı olduğunu söylememiş miydi zaten?

Belki bu yazıyı da beğenebilirsiniz :)  SİNEMAYI ANLAMAK- SİNEMA NASIL ORTAYA ÇIKTI

Bundan sonra gördüklerimiz ise Lucy’ nin arabada Jake’ e okuduğu şiiri anlatır aslında.  Jake şiirdeki gibi yalnızdır, eve dönmek istemez çünkü kimsesi kalmamıştır. Bir yabancı sayılır artık. Yaşlanmıştır… Çalıştığı okuldaki gençler için gülünüp geçilecek birisidir, başka bir gezendendir. Yaşlı Jake’ in son sahnede arabaya binip arabayı çalıştırmak yerine anahtarı yan tarafa koyarak cevaplanmamış son sorunun da cevabını bulduğu yere gider. Jake ölmek üzeredir ve anılarını bir kez daha görmeye başlar. Arabanın ön camından gördüğümüz şey onun muhtemelen çocukluğunda izlediği çizgi filme aittir. Bu çizgi filmde gördüğü şeyleri ise demek ki zamanında anılarına karıştırarak gerçek gibi hatırlamıştı. Daha sonra gördüğü ölen domuzla birlikte arabadan çıktığı sahne ise muhtemelen gerçek değildi. Jake çoktan bilincini kaybetmek üzereydi. Son anlarında düşlediği şey ise, herkesin kendisi için toplandığı, kendisine ödül verip onu alkışladıklarıdır. Onun hayatı boyunca hep birileri tarafından takdir edilmek istediğini çiftlik evinde masadaki konuşmalardan anlamıştık. Yavaşça maviliğe karışarak görüntüsünün yok olduğu sahne ise muhtemelen Jake’ in araba içerisinde sabah öldüğü ile ilişkilidir.

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, her şeyiyle kusursuz ayarlanmış bir film. Oldukça fazla ayrıntıya sahip bu filmi bir çırpıda anlatmak mümkün olmayacaktır. Bu nedenle birkaç ayrıntısı ile birlikte filmi daha sonra tekrar çözümlemek üzere bu yazıyı burada bitirmek okuyucu için de iyi olacaktır. 2020’ nin en iyi film listelerinde adını görmeye başladığımız bu filmi izlemenizi ısrarla öneriyorum. İyi seyirler 😊

1 Comment

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: