BİR KADIN ÖZGÜRLEŞMESİ: EMA

Sinema neden önemli? Neden bir kimse film izlemekten keyif alır? Bazı filmler hayatımızdan bir parçayı gösterdiği için sevilirken bazı filmler hiç deneyimlenmemiş hisleri, anları gösterdiği için sevilir. Bazı insanlar bildikleri, tanıdıkları hisleri yaşadıkça sevmeye başlar filmi; bazı insanlar ise hiç bilmedikleri, tatmadıkları hisleri tattıkları zaman. Ben bu insanların içinde ikinci gruba daha yakın olmalıyım ki Pablo Larrain’ in Ema adlı filmini izlerken özgürleşmeye başladım.

Özgürlük çoğu insan tarafından bir şeyden kurtulmak, bir yerden kaçmak, gitmek, vazgeçmek olarak tanımlanır ancak özgürlük bazen hiç bilmediğiniz bir yerde, hiç tanımadığınız birinde bazen bir küçük çocukta bazen bir dans koreografisi içinde bazen orgazmda saklıdır ve bunlara sahip olmaktır özgürlük; kaçmak, kurtulmak değil.

Pablo Larrain’ in Kışkırtıcı Filmi Ema

Ema, adını ana karakterin adından alan Pablo Larrain’ in 2019 yapımı filmidir. En iyi sinema dergilerinden birisi olan The Hollywood Reporte tarafından günümüzün en yetenekli yönetmenleri arasında gösterilen Pablo Larrain, Ema’ da klasik bir hikâyeden yola çıkarak durumları, kavramları, duyguları, arzuları ve istekleri derinlemesine izleyiciye sunuyor.  Ema, etkileyici dans sahneleri ile insan bedenini farklı renkler altında tüm çıplaklığı ile sunarak izleyicisinin beğenisini kazanmayı başarıyor.

Büyük bir alev topunu içinde büyüten insan ya patlayarak herkesi yakacaktır ya da etrafındakilerin de yolunu aydınlatacaktır. İsme adını veren karakterimiz Ema, içinde büyüyen ve her köşesi özgürleşme, yenilik ve bireysellik kokan bu alev topunu önce reddedecek, kurtulmaya çalışacak tıpkı bizlerin de özgürleşmek için bazı şeylerden kurtulmaya çalışması gibi. Ancak Ema sonradan içindeki bu alev topunu tanımaya başlayacak ve ona her seferinde farklı renklerde görünün bu alev topunun aslında o bildiği devasa kırmızı küre olduğunu, alev alev yanan kadınlığı, annelik arzusu, aile olma isteği, cinselliği olduğunu anlayacaktır.

Belki bu yazıyı da beğenebilirsiniz :)  WE THE ANIMALS

Filmin açılış sahnesinde gördüğümüz ve ardından Ema’ nın kendinden emin olarak her adım atışında gördüğümüz alevler elbette bazı anlamların altını çiziyor. Dans sahnelerinde gördüğümüz arka plandaki devasa küreler filmin ilk anından itibaren alev alev yanan bir rahmi hatırlatıyor insana. Yaratmak, tekrardan yaratmak ve yaratmak…

Ema da hem kendisini, hem de etrafındaki diğer kadınları baştan yarattığı gibi aile kavramını da baştan yaratıyor. Cinselliğini, sevgisini, dans hayatını, kadınlığını, anneliği baştan yaratıyor. İçinde büyüttüğü bu yaratımın izlerini ise filmde Ema’ yı elinde bir alev püskürtücü ile gördükçe emin oluyoruz.

O, özgürleşmesi yolunda bazen bir trafik lambasını yakarken, bazen bir kulübeyi bazen de bir çocuk parkında oyuncakları yakarken çıkıyor karşımıza. Bu alevler aslında bir devrimdir onun kadın kimliğinde, kadın bedeninde. O aslında ona dayatılan annelik, kadınlık, sanatçı kimliklerini yakıyor ve kendi doğumunu gerçekleştiriyordur. Onun, kendisine ne zaman geçip ne zaman duracağını söyleyen bir trafik lambasına ihtiyacı yoktur. Onun sadık olması gereken bir kulübesi yoktur.

Cesur Bir Filmografi ve Kışkırtıcı Bir Anlatı

Filmografisi ile oldukça cesur, anlatımı ile oldukça kışkırtıcı sayılabilecek Ema, gelenekselliği hem aile hem cinsellik hem de sanat kavramları üzerinde yenen bir kadın üzerinden ilerliyor. Ema ve Gaston çiftinin evlat edindikleri küçük bir çocuğun aile içinde bazı felaketlere yol açması sonucu çocuğu geri vermesi ile başlayan aile üzerindeki toplumsal baskı ve aynı zamanda ilişki içerisinde başlayan karşılıklı suçlamalar Ema’ da bir kırılmaya sebep olur. Filmde en etkileyici sahneler de bunlar arasındadır: Ema ve Gaston birbirlerine öfkelendikçe içlerinden taşan suçlamalar, ikisinin de korkularını, üzerlerindeki baskıları gösterir.

Ema sadece geleneksel anlamda kadın olmak üzerine değil, aynı zamanda heteronormatif düzene de başkaldıran bir anlatı gösterir. Bu başkaldırıya sadece Ema’ da değil diğer kadınlarda ve erkeklerde de filmin her anında rastlarız. Kadınlar bu başkaldırıda daha cesurken erkekler ise daha korkaktır, çekingendir. Ema’ nın yaratımının ve özgürleşmesinin güzelliği de buradadır: O sadece kendisini özgür kılmıyor; kendisini yaratırken etrafındakileri de etkiliyordur.

Belki bu yazıyı da beğenebilirsiniz :)  EX MACHINA

Ema anne olmak istiyordur ve geleneksel anne kalıbından kaçmakla yetinmeyerek kendisini bir anne olarak yaratmıştır; Ema bir sanatçıdır ve dans etmek istiyordur ama sadece kendisine dayatılan bir koreografiyi reddetmekle kalmayıp kendi sanatını yaratmıştır. Ema, özgürleşmesini bir şeylerden kaçarak değil, bir şeylere sahip olarak gösteren bir kadının hikâyesidir.

Toplumun yarattığı her tür kalıba bir isyan niteliği taşıyan ve bu isyanı bir kadının özgürleşmesi üzerinden gösteren Ema tüm kışkırtıcılığı ile izleyicisine yeni deneyimler yaşatan oldukça başarılı bir filmdir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: