Bulutların Üzerinde Yolculuk Tablosu ve Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

5 Eylül 1774-7 Mayıs 1840 tarihleri arasında yaşamış Alman ressam Caspar David Friedrich, Alman Romantizminde devrim yaratan ressamlardan biridir. William Blake (1757-1827), Francisco Goya (1746-1828), Eugene Delacroix (1798-1863) ile birlikte Romantizmi resim sanatına taşıyan öncü isimlerden biri olan Caspar David Friedrich, Kuzey Almanya’daki Greifswald kasabasında doğmuş ve erken yaşta, mimar ve ressam olan Johann Gottfried Quistorp’un çırağı olmuştur. Johann Gottfried Quistorp’un yanında sanat anlayışını şekillendirmeye başlayan Friedrich, onunla birlikte çıktığı doğa gezilerinin yanı sıra erken yaşta önce annesini ardından kardeşini kaybettikten sonra okumaya başladığı ilahiyat kitapları ile doğa ve tanrı üzerine düşünmeye başlamış ve bunları sanat anlayışına yerleştirmiştir. Onun resimlerinde görmeye alışık olduğumuz dağlar, ağaçlar, fırtınalar ve sisler de yine onun, bu ilk gençlik dönemindeki düşüncelerinin etkisinde oluşmuştur.

1794-1798 yıllarında Kopenhag Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı eğitimin ardından Dresden Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitimine devam etmiştir. Bu iki okul da döneminin en açık fikirli sanat okullarındandı bu sebeple olacak ki Friedrich, Dresden Güzel Sanatlar Akademisi’nde hoca olmak istemiştir. Ancak beklediği şekilde orada hoca olamamış ve mutsuz bir şekilde çok iyi bildiği doğaya dönmüştür. Dağların, nehirlerin ortasında tanrıyı, hiçliği ve doğayı düşünmeye devam eden Friedrich, kırklı yaşlarının başına kadar sanat çevresi içerisinde saygı görememiştir. O, Romantizmin bir sanat akımı olarak resimde etkisini kaybettiği dönemde bile oldukça üretken bir şekilde resimler yapmıştır.

Bu yazıda onun sanat anlayışı veya hayatından biraz uzaklaşıp Charlie Stuart Kaufman’ ın yönetmen ve senaristliğini yaptığı Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum filmi ile olan ilişkisine bakacağız. 2020’ nin en iyi filmleri arasına girmeyi başaran Netflix yapımı Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum filminin başlarında evin duvarında gördüğümüz Caspar David Friedrich’ in Bulutların Üzerinde Yolculuk ya da Sis Denizinde Amaçsızca Dolaşan Adam isimleriyle bilenen tablosu dikkat çekiyor. Dikkat çekiyor diyorum çünkü bu tablo, hiç de kısa sayılmayacak bir süre ekranda kalıyor. Peki bu tablo ne anlatıyor, filmle ilgili bize hangi ipuçlarını veriyor?

Belki bu yazıyı da beğenebilirsiniz :)  17. YÜZYILDA HOLLANDA VE REMBRANDT

Bulutların Üzerinde Yolculuk adıyla daha çok tanınan bu tablo, Alman Romantik ressamlarından biri olan Caspar David Friedrich’ in 1818 yılında yaptığı tuval üzerine yağlı boya çalışmasıdır. 95’ e 75 cm ebadındaki bu eserde insandan, toplumdan çok uzakta tek başına bir adam görürüz. Belki isteyerek belki de mecburen öteki insanlardan uzakta kalmış bir insan… Filme dönersek, insanlardan uzaktaki bu adamı çabucak tanıyabiliriz. İlk sahnelerden beri görüntüleri bölerek karşımıza çıkan okul koridorlarını temizleyen yaşlı Jake’ in yemek yerken, evde televizyon seyrederken ne kadar yalnız olduğunu fark ediyoruz. Filmde de olduğu gibi tabloda da adamın yalnız kalmasındaki sebepleri bilemiyoruz. Tabloda adamın yüzünün izleyiciye dönük olmayışı yoruma açık bir kapı bırakıyor. Bu sebeple tablodaki bu adamı film çerçevesi içinde yorumlamak oldukça olağan.

Filmde Yaşlı Jake’ in zihninde olduğumuzu biliyoruz ve onun bazen hayallerinin de karıştığı anılarını izliyoruz. Yani bir nevi Jake’ in gözleriyle bakıyoruz. Bu durum, tablodaki durumla benzerlik gösteriyor. Tabloda, izleyiciye arkası dönük, o zamanlardaki yatay tuval kullanımının aksine dikey tuval kullanılması ve tüm sislerin uzakta, bu sislerin arasında görülen dağların ortasında yer alan adamın konumu, gözleri çabucak üzerine çekiyor. İzleyici tabloya bakar bakmaz tablodaki adamın gözleri yerine geçiyor, onun gözleri olur olmaz da Caspar David Friedrich’ in manzaraya baktığı şekliyle bakmaya başlıyor.

Adamın, yaşamla ölüm arasında bir noktada olduğu çıkarımını yapabileceğimiz bu tablo, izleyicisine hissettirdikleri ve gösterdikleriyle Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum filmine oldukça uyuyor. Yalnızlığın ve korkunun izleyiciye hissettirildiği tablodaki bu hisler, bahsettiğimiz film için de geçerli. Film boyu “cevaplanmamış tek bir sorunun” kaldığını söyleyen karakterimiz Jake, sonunda bu sorunun cevabını buluyor ve filmin sonunda tablodaki bu adam gibi, gökyüzüne karışarak, her şeyi son bir kez hatırlıyor.

Belki bu yazıyı da beğenebilirsiniz :)  Yeni Dalga Sineması İçerisinde Bir Barbet Schroeder Filmi: More

Tablodaki adam, filmdeki Jake karakteri gibi yaşam ile ölümün arasında karşımıza çıkıyor. Yine filmdeki karakter gibi belki de karar vermeye çalışıyordur. Filmdeki karakterimiz Jake, Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum derken bir karar vereceğinden söz ediyordu ve filmin sonunda verdiği kararın peşinden çırılçıplak yürüyordu. Tablodaki bu adam ise tıpkı filmdeki gibi bir karar verme sürecindedir. Yönetmenin fikrine göre anlaşılan tablodaki bu adam, bulunduğu yerde ölümü düşünüyor ve sonunda vardığı kararla intihar ediyordur. Filmde, ölmeden önce son hatıralarını izleyen Jake gibi tablodaki bu adamın da ölmeden hemen önce her şeye yukarıdan son bir kez baktığını düşünebiliriz. Etrafındaki sisler hem mistik bir hava katarak hiçliği, yalnızlığı ve ölümü hatırlatırken aynı zaman da anıların yavaş yavaş ortaya çıkıp onu sardığını ve yaşamının yerini almaya başladığını da düşündürtüyor.

Sanatseverleri izlerken oldukça tatmin eden bu film, içindeki Bulutların Üzerinde Yolculuk tablosuyla izleyiciye anlatmak istediğini bambaşka yollarla anlatabileceğini gösteriyor. Her ayrıntısı ile üzerine yazı yazılabilecek zenginlikteki Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum filmine bu yazımda resim sanatı ile ilişki kurarak dikkat çekmeye çalıştım. Herkese iyi seyirler 🙂

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: