Jim Jarmusch- Broken Flowers (Kırık Çiçekler)

Romantizmin son nefesi olarak tarif etmek yanlış olur mu bu filmi? Bahsettiğim bu film, Jim Jarmusch’ un yazıp yönettiği 2005 Fransız- Amerikan ortak yapımı Kırık Çiçekler (Broken Flowers). Kırık Çiçekler, 19 yaşında bir çocuğu olabileceğini öğrenen Don karakterinin geçmişine yapmaya çalıştığı yolculuktur aslında. Ancak nasıl ki geçmişe dönmek mümkün değilse kırık çiçekleri de tekrardan açtırmak mümkün olmayacak gibi durur.

“Rastlantısallık, şans veya tesadüf… Hayatımızı yönlendiren bunlardır. İstediğiniz kadar plan yapın ancak hayatınızdaki en güzel, en derin şeyler akılcı değildir.” diyor Jim Jarmusch. Kırık Çiçekler’de de tam da buna uygun bir hikaye gösteriyor izleyicisine. Don’un onca araştırmasının ve geçmişiyle onca karşılaşmasının ardından yolculuğu bitip de eve geldiğinde televizyonda bir çizgi filmde denk geldiği cümle şudur: Kaderin çarkları sürekli döner durur. Devamlı döner ve nerede durur kimse bilmez. Ardından da ekranda çark durduğunda yönünün bir erkek çocuğunda olduğunu görür.

Konunun filmi klişelerle dolu bir film yapacağı endişelerini film, hiçbir sahnesinde klişe olan bir şey göstermeyerek ortadan kaldırıyor. Bill Murray’ nin muhteşem oyunculuğu ile kendinizi filmi izlerken bir beklentiye girmek yerine filmin akışına kapılırken bulmanız olası. Bill Murray, oyunculuğuyla izleyicisini hipnoz ediyor ve onunla birlikte hayattan hiçbir beklentisi kalmayan karakterlere dönüştürüyor. Karakter üzerinden aslında tüm bir hayatı, yalnızlığı, umudu ve önyargıların üzerinize yapışıp hayatınızın merkezi olmalarını anlatabilen bu sade Jim Jarmusch anlatımına neredeyse her sahnede birbirinden harika müzikler eşlik ediyor. Filmin sonunda müzik platformlarından filmdeki müzikleri aratmayan kimseyi tanımıyorum 😊

Çocuğunun olabileceği haberini aldığı bir mektubun ardından durgun yaşantısının yönünü değiştirebilecek bir yolculuğa çıkan Don’ u izlerken aslında Jarmusch’ un sinemada yarattığı “yeni” karakterlerin hayranlığına kapılmamak elde değil. Oyuncu kadrosu çok güçlü olan Kırık Çiçekler için de bu karakterlerin sergilenebileceği mükemmel bir film olduğunu söyleyebiliriz.

Belki bu yazıyı da beğenebilirsiniz :)  DUYARLI BİR SİNEMA: A(R)TIK TOPLAYICILAR VE BEN

Bill Murray ve Harika Oyunculuğu

Bir röportajında Bill Murray hakkında “Bill Murray’ in değerli bir çocuksu yönü var. Çekim yaparken biri sordu: “Bill’in dikkatini nasıl çekersin?” Şöyle dedim: “Pastel boyalarla ve boyama kitabıyla oturur ve ‘Bak Bill, boyuyorum. Eğlenceli değil mi?’ dersen ilgilenmez. Ancak oturur, onu görmezden gelir ve boyarsan yanına gelir ve şöyle der: ‘Ne yapıyorsun?’ Ve sen de ‘Eh, boyuyorum işte’ dersen o da şöyle yanıt verir: ‘Ben de boyayabilir miyim?’ ‘Evet, beraber boyayalım.’…

Bill, bir gün setten -Don’ un evinden- çıktı ve sokağın karşısına geçti. Onu izledim. Komşunun kapısını çalmadı -onların evinde çekim yapmıyorduk-, kapıyı açtı ve içeri girdi. Ne yapabilirsiniz ki? Bu Bill işte, hiçbir şey yapmadık. Aradan on dakika geçtikten sonra ona verdikleri bir tabak kurabiyeyle evden çıktı. Daha ne kadar çocuksu olabilirsiniz ki? Bu benim için Bill Murray’ in güzel tarafı.” diyen Jarmusch’ un tepkilerini göremediğimiz ama yine de hareket etmiyorken bile sevebildiğimiz Bill Murray’ i düşünmesi çok güzel.

Şaşırtıcı Bir Oyuncu Kadrosu

Sharon Stone, Julie Delpy, Tilda Swinton gibi harika oyunculara yer veren filmde özellikle Bill Murray’ in mesafeli karakterine ters olarak sıcacık bir karakter canlandırarak izleyiciye Don karakterini daha çok sevdiren Jeffrey Wright’ ın oyunculuğu da bir o kadar konuşulmaya değer. Bunun yanı sıra Six Feet Under dizisiyle bloğun yazarını gönlünden vurmuş Frances Conroy’ ı Bill Murray ile aynı filmde yan yana görmek de filme ayrı bir tat veriyor. Bu iki orta yaşı geçkin insanı zaman zaman utanırken, zaman zaman heyecanlanırken görmek yüzde bir tebessüm yaratıyor.

Mektubun ardından çıkılan yolculuk ile bir gizemin çözümüyle bitecek bir film izleyeceğimiz düşüncesi, Don’ un her yalnız seyahat eden genci onun çocuğu sanması ve ardından gelen belirsiz son ile yıkılıyor ve film asıl önemli olan ayrıntının Don’ un yalnızlığı olduğunu gösteriyor. Bu sebeple sıkmadan sadece sonu merak ederek değil akışın içinde yok olarak, zaman zaman ana karakterin yerine geçerek filmin bir oyuncusu gibi izliyoruz filmi. Jim Jarmusch’ un kendine özgü anlatımını ve özellikle karakterlerine bir yenisini daha eklediği bu filmi zaman zaman dönüp izlemek sinemayı anlamak için de önemli.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: